Beyin tarama teknolojileriyle, nörolojik bilimlerde önemli gelişmeler yaşandı. Binlerce beynin görüntüleme araştırması, nörologlara beynin nasıl çalıştığına ilişkin bilgiler sağladı. Peki, bu araştırmalar beklentileri karşıladı mı? Beynin bilinmeyen dünyasına ilişkin yeni olarak neler keşfedildi?
Beyin... Milyonlarca işlemin aynı anda yürütüldüğü, organik ve kimyasal bir mekanizma. Hepimiz için çözümü çok zor bir bilmece. Koku almak için burnun, görmek için gözün, işitmek için kulağın varlığı yeterli değil. Bu verilerin beyindeki sinirler tarafından algılanması, tanımlanması ve işlenmesi gerekli. Bunlar beynin mekanik işleyişiyle ilgili ve bir yere kadar sistematiğini anlamak kolay. Ya akıl, zeka, bilinç ve düşünme gibi bilişsel süreçler.
Nöroloji (sinir bilimi), 1990'lı yıllarda atılım yaptı ve binlerce araştırmacı, milyar dolarlık bütçeler bu alana kaydı. Bu patlamanın en önemli nedeni, f-MRI (Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntülemesi) gibi yeni tarama cihazlarının geliştirilmesi ve bu konuda artan umutlardı.
Bu, sadece çekici bir bilimsel keşfin zaferiyle sınırlı değildi. Nöroloji altın bulmuştu. Yaşlı nüfusun üçte birini pençesine alan Alzheimer'ın anlaşılması ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini sağladı. Depresyon veya hiperaktivite gibi beyin hastalıklarının tedavisinde çığır açıldı. Hatta, hafızayı ve zekayı geliştirmeye yönelik ilaçlar üretildi. Merkezi ABD'de bulunan Nöroloji Derneği'nin (Society for Neuroscience) her yıl düzenlediği toplantılara 23.000'i aşkın genç bilim insanın katılması, bilim dalına ilginin arttığının en açık göstergesi. Ancak, geride bırakılan 10 yılda somut anlamda ne tür ilerlemeler kaydedildi? Beynin gizemli yanları açığa çıkarılabildi mi?
Hem evet hem de hayır... Nöroloji, sinirlerin birleşme noktalarına az sayıda molekülden oluşan ilaç enjekte edebilen mikro pipetlerden, gen aktarma deneylerine kadar devrim yaratan araştırma tekniklerini geliştirdi. Buna karşın, sayısız araştırma tezine rağmen, bilim insanları, hala çok az veriye sahipler.
En azından güçlü bir bilgiye ulaşıldı: Beynin üzerindeki yumrular, karmaşıklığını gösterir. Beyin için hep bilgisayar benzetmesi yapılır, halbuki bilgisayar beyne oranla çok daha basit bir cihaz. Çünkü beyin mekanik değil, organik: Öğreniyor, öngörüyor, gelişiyor ve uyum sağlıyor. Dolayısıyla, bilince sahip bir düzenek. İşlemleri bir bütün olarak, sağlam ve tutarlı şekilde gerçekleştiriyor. Nörolojinin bugüne kadar çözebildiği, karmaşık işlemler denizinin silik bir silueti.